BlogDersleri.com - Bloglarla Para Kazanmak

Bloglardan Para Kazanma Yöntemleri

İngiltere ve ABD’de yayınlanan OpenX Ad Server Beginner’s Guide kitabım hakkında yazı yazacağımı söylemiştim.Verdiğim sözü tutuyorum.

OpenX konusuna girmeden önce size, kısaca Ad Server‘ın ne olduğunu anlatayım. Ad Server Türkçe’ye yaklaşık olarak Reklam sunucusu olarak çevrilebilir. İsmi korkutmasın. Ad Server websitenizi barındırdığınız sistemde çalışan bir yazılım sadece. Temel olarak bir ad server programı, web sitelerinde yayınlanan reklamları yönetmenizi sağlar. Tabii ki yönetim konusunu açmak gerekiyor.

Kaliteli bir reklam sunucusundan en azından aşağıdaki hayati fonksiyonları yerine getirmesi beklenir.

Not : İngilizce bilişim kelimelerini Türkçe’ye doğru çevirmek ya da yaklaşık kullanmaya çalışmak o kadar bir zor olay ki. Bazen diyorum ki bu sebeple, benim için İngilizce yazı yazmak Türkçe’den daha kolay! Neyse, devam edelim.

  • Merkezi reklam yönetimi : Diyelim ki networkunuzde 100 adet websitesi var ve siz çok popüler bir ürün hakkındaki reklamı hemen tüm bu sitelerde yayınlamak istiyorsunuz. Bunun için her siteyi teker teker açıp reklam kodlarını eklemenize gerek olmamalı. Ad Server yönetim ekranını kullanarak bu işlemi sadece birkaç dakikada yapabilmelisiniz.
  • Geo Targeting : Türkçe’ye Coğrafi Hedefleme olarak sallayayım yaklaşık olarak :) Bu şu demek. Sitenize gelen ziyaretçinin lokasyonuna göre reklam göstermelisiniz. Eğer bunu yapmazsanız opportunity cost (fırsat maliyeti) durumundan dolayı aslında kazanabileceğinizden azını alıyor, yani para kaybediyorsunuz demektir. Hemen tipik bir örnek vereyim:
    Diyelim ki İngilizce yayın yapan bloglarınızda Amazon.com affiliate programından bannerlar yayınlıyorsunuz. Amazon.com kitap hariç genelde ABD kaynaklı ziyaretçilerin siparişlerini kabul eder. Yani sitenizde yayınladığınız ürünle ilgili İngiltere’den bir ziyaretçi gelirse ürün yerine babayı alacaktır. Siz de satış komisyonu alamayacağınız için bu babaya maalesef ortak olacaksınız. Pardon tutumadım kendimi ehehe. Neyse, kısaca bu İngiltere kaynaklı ziyaretçiye Amazon.co.uk kaynaklı bir banner göstermeliyiz. Aslında siteye gelen her ülke için ayrı bannerlar gösterilmeli otomatik olarak. İşte buna kısaca geo targeting diyoruz. Geo targeting şehir, zip code vs. daha da detaylı şekilde yapılabilir.
  • Banner performans takibi: İyi bir ad server banner’ların performansları hakkında detaylı raporlama yapabilmeli. Yani websitesi, ziyaretçi, websitesi bölümü, reklamveren, reklam kampanyası, banner vs. bazlı detaylı bilgiler verebilmeli. Böylece belli hedefleri tutturamayan reklamları otomatik ya da manuel olarak değiştirebilir, optimizasyon yapabilirsiniz. Ayrıca raporları otomatik gönderebilmeli.
  • Channelling: Kısaca reklam kanalı olarak çevirebileceğim bu yöntemle, websitenizin bölümlerini konularına göre gruplayabilir, reklamları hızlıca bu kanallara atayabilirsiniz. Diyelim ki 100 blogunuzdan 15 tanesi cep telefonlarıyla ilgili. Siz bu siteleri cep telefonu kanalı olarak kaydederseniz, daha sonra sadece bu bölümlere özel bir yeni bir cep telefonuyla ilgili banner girmek istediğinizde, tek tek sitelere atama yapmak yerine; bannerı kanala bağlarsınız olur biter.
  • Farklı Banner fiyatlandırma modelleri: Eğer reklamverenlere direk reklam satıyorsanız, sisteminiz farklı modelleri desteklemeli. Örneğin CPM (Cost per Mile) (1000 reklam gösterimi için kazanç) olarak bir reklam verene diyelim ki $5′dan satabilmelisiniz. Diyelim ki bir reklamveren $5 CPM değeriyle 10,000 ABD gösterim için satın alım yaptı. Bu durumda ad server otomatik olarak $50 ulaşılınca bu banner kampanyasını durdurmalı. Boşalan pozisyonda otomatik olarak diğer bannerlara öncelik tanımalı. Ya da tenancy (kiralama) modeli kullanarak, sitenizdeki bir reklam bölgesini aylık sabit bir fiyata satabilmelisiniz. Bannerları öncelik oranlarıyla gösterebilmelisiniz de. Yani A banneri bir pozisyon için %30 gösterim yapılırken, B banneri %50, C banneri %20 gösterim yapılabilmeli.

Aslında daha pekçok ayrıntılı işlemler yapılabilir tipik bir Ad Server ile. Hepsini burada yazmaya kalksam kitap olur. Oldu da zaten ehehhe. Neyse, OpenX yukarıda anlattıklarımın tamamını ve daha fazlasını da kullanıma sunuyor. Bu konuda daha ayrıntılı bir İngilizce yazımı OpenX Ad Server Review adresinde okuyabilirsiniz.

Sonuç olarak, websitelerinizle profesyonel olarak Internet’te para kazanmak istiyorsanız, sisteminize OpenX kurun. Genelde cPanel’de fantastico araçları arasında listelenir. Ama kurmaya çalıştığınızda büyük ihtimal PHP memory_limit hatası alacaksınız. Bunun sebebi host servisinizin PHP kullanımınız için 128MB ayırmamasıdır. Bu durumda, onlara bir email yazmanız gerekecek. Ücretsiz olarak openx.org adresinden son sürümü indirebilirsiniz. Ya da OpenX hosted servisi de ücretsiz kullanabilirsiniz. Alternatifler bol yani.

Diğer bir alternatif de Google Ad Manager. Aslında bu ücretsiz servis de yakında DBF Small business olarak yükseltiliyor Google tarafından. Buraya da üye olup sistemi tanımanızda yarar var.

Umarım Ad server, OpenX, Google Ad Manager, reklam yönetimi, reklam sunucusu gibi kavramlarla ilgili bilginizi arttırmıştır bu yazı.

Son söz: Ülke olarak yazılım ve teknoloji konusunda o kadar geriyiz ki, dünyanın en büyük reklam yönetim sistemlerinden OpenX ile ilgili Wikipedia Türkçe’de açılmış bir başlık dahi yok! Ülkede ne yaptığını bilen, vizyonu olan kişi sayısı da az bu sektörde. Kişisel olarak çok yetenekli insanlarımız var ama ya tembellikten ya da vasat yöneticilerin altında ezilmekten kaliteli, global birşey üretemiyorlar. Bu da güzel bir yazı konusu olur ama onu da kişisel bloguma saklayayım.

Bu yazıyı sevdiyseniz RSS kaynağına üye olmayı unutmayın. Böylece en güncel blog konularından anında haberiniz olur.!

Hubpages.com İngilizce yayınladığınız yazılarınızdan oldukça kolay para kazanabileceğiniz bir kazanç paylaşım sistemidir.

Kısaca sistem şöyle işliyor. Yazdığınız makalelere kendi Google Adsense, Amazon affiliate vs. kodlarınızı ekleyebiliyorsunuz. Sayfanızın toplam gösterimlerinin %60′ında sizin reklamlarınız, %40′ında hubpages.com’un reklamları çıkıyor. Böylece Google Adsense tıklamalarınızdan, Amazon.com satışlardan komisyon alarak para kazanıyorsunuz.  Hubpages.com sayfaları Google, Yahoo ve Bing arama motorları tarafından hızlı ve oldukça iyi yerlerde indeksleniyor. En büyük avantajı da bu. Alexa rating olarak burası şu anda ilk 300 içerisinde. Sanırım bu size iyi bir fikir vermiştir. Hubpages’de ne kadar çok iyi ve orjinal içerik sağlarsanız o kadar fazla para kazanırsınız. Çünkü siz yazdığınız içerik ile bu sistem sahiplerine de para kazandırıyorsunuz aynı zamanda. Benim hubpages sayfalarıma bakarsanız bu olaya ne kadar önem verdiğimi ve yoğun olarak içerik sağladığımı görürsünüz.

Örnek olarak; Super Gadgets, Super Reviews vs. bakın lütfen ve kararınızı verin.

Bu yazıyı sevdiyseniz RSS kaynağına üye olmayı unutmayın. Böylece en güncel blog konularından anında haberiniz olur.!

Uzun uğraşlarınıza rağmen blogunuzdan hala aylık maaşınızdan fazla para kazanamıyor musunuz? Bunun en önemli sebeplerini hemen sıralayayım.

Türkçe İçerik = Fakir Blogcu

  1. Blogunuz büyük ihtimal Türkçe. Evet, maalesef acı ama gerçek. Eğer Türkçe blog yazıyorsanız çok yüksek olasılıkla hobiden ileriye gidemeyeceksiniz.
  2. Türkçe Blogunuzda sadece Google Adsense çalıştırıyorsunuz. Bu da ikinci hatanız. Ülkemizde online reklamcılık ve buna dayalı online satış acınacak durumda olduğu için çok yüksek trafiğiniz olsa bile eğer niche dediğimiz belli bir konuya odaklı konularda kendi sisteminizi geliştirmezseniz iyi para kazanamazsınız.

İngilizce İçerik = Potansiyel Zengin Blogcu

  1. Teknoloji geliştirmeyen, bilimsel alanda bir başarısı olmayan, kopyacı, kolaycı, Internet’te Youtube ve benzeri birçok siteye yasak getirebilmiş bir ülkenin evladı olarak yazılarınızı İngilizce bloglarda yayınlamak hem size bilginiz ve çalışmanız ölçüsünde hakettiğiniz parayı kazandırır hem de zerre kadar utanç duymazsınız.
  2. İngilizce içerikte inanılmaz derecede fazla reklam seçeneğiniz var. Google Adsense niche marketlerde oldukça iyi paralar getirmekle beraber Chitika, Hubpages gibi alternatif reklam ve kazanç paylaşım sistemlerini de kullanabilirsiniz.

Peki neden bu blog Türkçe?

Temel amacım en az orta düzey İngilizce bilen, az çok genel kültürü olan potansiyel sahibi Türk blogcuları bulmak, bilgilendirmek ve gösterdiğim sistemleri kullanmalarını sağlayıp hem para kazandırmak, hem de böylece kendim kazanmak. Buna biyolojide mutualizm (yani karşılıklı çıkar ilişkisi) diyoruz, bloglardan para kazanmakla ilgili konuya da çok uygun. Burhan Altıntop deyimiyle siz benim sırtımı kaşıyın, ben de sizin. :)

English blog content yazalım, backlink alalım mutlu olalım ey faniler !

Bu yazıyı sevdiyseniz RSS kaynağına üye olmayı unutmayın. Böylece en güncel blog konularından anında haberiniz olur.!

Bir önceki yazımda SEO Pagerank DoFollow gibi terimlerin ne anlama geldiğini gördük. Simdi de en onemli 21 site ici SEO teknigine bakalim.

Bilmeyenler için hızlıca tanımlarsak; SEO (Search Engine Optimization) yani Arama Motoru Optimizasyonu blogunuzun veya sitenizin arama motoru aramalarında daha üst sıralarda doğru şekilde çıkmasına yardımcı olan teknikler bütünüdür. Bu teknikleri doğru uygulamazsanız aslında kazanabileceğinizden daha azıyla yetinmek zorunda kalırsınız. Genel olarak Site Dışı (Off-site) ve Site İçi (On-site) olarak ikiye ayrılır.

21 Etkili On-site SEO teknikleri :

  1. Daha önce yazdığınız yazılara rekabet ettiğiniz kelimeleri kullanarak link verin. Yukarıda zaten dikkat ettiyseniz zaten bunu uyguladım. Bu hem site içi link ağınızı güçlendirir, hem de pagerank akışını etkilemenizi sağlar.
  2. Sayfa isimleri çok önemlidir. Anahtar kelimeleri blog sayfa isminde kullanmaya özen gösterin. Ayrıca ilk paragrafta da bir kac kelime kullanın. Mesela kendi teknoloji blogumdan örnek verirsem Magic Wine Bottle Holder isimli zamazingo için Google arama sonucunda koyu olarak gösterilen kelimelerle bu arama için ilk sayfada çıkıyorum.
  3. Arşiv ve arama sonuç sayfalarınızda nofollow etiketi kullanın. Böylece arama motorlarının kopya içerik (duplicate content) olarak görme olasılığını da azaltırsınız. Bunu ve daha bir cok SEO ayarını otomatik yapabilmenizi sağlayan bir plugin var. İsmi de Platinum SEO Pack. Bunu kurmanız yararınızadır.
  4. RSS kaynak, reklam linklerini nofollow yapın. Tabi ki dofollow backlink reklam satmıyorsanız. :)
  5. Resim dosyalarını anlamlı olarak yazın. Kırmızı bir Ferrari resmi koyacaksanız blogunuza, tembellik yapmayin, kirmizi-ferrari.jpg olarak isimlendirin. Ayrıca resim alt ve title etiketlerini de anlamli olarak doldurun. Arama motorları ancak bu etiketleri kullanarak bu resmin ne hakkında olduğunu anlar. Bu şekilde Google Image Search’ten çok fazla trafik alabilirsiniz blogunuza.
  6. HTML sayfalarınızda Head bolumundeki Title ve Description META taglerini her sayfa icin doldurdugunuzdan emin olun. Platinum SEO Pack bunu otomatik yapıyor. Isterseniz kendiniz de yazdığınız yazının altındaki menuden bunu değiştirebilirsiniz.
  7. Blog yazılarınızda ana başlığın H1, alt başlıkların da H2 tag yapılması bunların önem derecelerini arttırır. Theme editor ekranından single.php’de ilgili bolumu bulup degistirebilirsiniz.
  8. Otomatik olarak site haritası olusturan bir plugin kullanın. SiteMap.xml‘i Google Webmastertools‘ta tanımladığınızdan emin olun. Böylece yeni yazılarınız ve etiketleriniz çok daha hızlı indekslenir. Aynı şeyi Yahoo için de yapmanız faydalıdır.
  9. Blogunuzdaki yapısal değişikliklerden dolayı kırık linkler (broken links) oluşabilir. Google’da broken link finder diye arama yaparak bu tarz linkleri ucretsiz bulan servisleri bulabilirsiniz.
  10. Canonical tag kullanın. Bu tag yaklaşık 1 sene önce Google, Yahoo ve Bing dahil olmak uzere ana arama motoru firmaları tarafından ortak olarak kullanılmaya başlandı. Diyelim ki aynı içeriği 10 tane makale sitesinde yayınlamak istiyorsunuz. Kopya içerik cezası almamak için canonical link olarak makalenizin olduğu ana sayfayı yazın. Örneği aşağıda. Platinum SEO Pack bunu da sağlıyor. Platinum SEO uyguladiktan sonra HTML kodunuza bakarsaniz ayri bir bolumde bu ayarlarin yapildigini gorursunuz.
    <link rel="canonical" href="http://www.websitesi.com/orjinal-yazi-budur-google.html" />
  11. Eğer Wordpress’in yeni surumune gectiyseniz her zaman pluginlerinizin (eklenti) dogru calisip calismadigini kontrol edin. Bazen SEO bakimindan bunlar dogru calismayabiliyorlar. Pluginlerin son versiyonlarini yuklemeye ozen gosterin. Bazen plugin sahipleri pluginleri terk de edebiliyorlar. Bunlara da dikkat etmenizde fayda var.
  12. Etiket olarak verdiğiniz kelimelerin en az 1, 2 kere yazınızda tekrarlandığına ve hatta bu etiketlere link verdiğinden emin olun. Çok da abartmayın tabi ki spamci olarak algılanmamak için.
  13. 404 Sayfa Bulunamadı Sayfasını boş bırakmayın. Bunun için de kategorileri veya son yazıları gösteren eklentiler var.
  14. Google Analytics doğru SEO tahmini için kesinlikle gereklidir. Burada Traffic Source kısmına bakarak hangi organik aramaların size ne kadar trafik getirdiğini görebilirsiniz. Ona göre bazı kelimelere daha fazla ağırlık verebilirsiniz.
  15. Kendi blogunuzla ilgili çok yüksek kalitedeki yüksek PR’lı bir kaç bloga dofollow link verin. Bu karşılıklı link gibi gözükmesine rağmen aslında yararlıdır. Dışarıya giden linklerinizi zaman zaman kontrol ederek çalıştığından emin olun.
  16. Nasılsa nofollow uyguladım diye değersiz link çiftliklerine spam sayfalarına link vermeyin. NoFollow algoritması değişti çünkü. Konuyla ilgili İngilizce Make Money Online blogumda yazdığım yazıya buradan ulaşabilirsiniz. New NoFollow Algorithm Explained
  17. Yazılarınızı arama motorları için değil, okuyucularınız için yazın. Kelime yoğunluğu konusunu abartmayın. Her cümlede aynı kelime gruplarını kullanmayın.
  18. Yazılarınıza gelen yorumları onaylarken dikkatli olun. Böylece kazara bir spam sitesine link vermeyin.
  19. Blogunuza sadece tek bir versiyonla ulaşıldığından emin olun. Yani sadece www.blogdersleri.com ya da blogdersleri.com gibi. Genelde pek çok blogcu Wordpress’e geçmeden önce Joomla Drupal gibi sistemler kullandıkları için arama sonuç sayfalarında eski adreslere linkler kalmış olabilir. Webmastertools ve Platinum SEO Pack kullanarak linklerin doğru şekilde 301 redirect olmasını sağlayın.
  20. W3C site validator kullanarak HTML sayfalarınızın doğru olduğundan emin olun. Ufak tefek hatalar kesin olacaktır. Onlara da çok takılmayın.
  21. On-site SEO konusunu abartmayın. Bu konuda gereğinden fazla da zaman kaybederek içerik üretimden uzaklaşmayın. Genelde ilk ayarları yaptıktan sonra gerisi oldukça metodiktir.

DoFollow blogları bulmak konusunda çok fazla istek geliyor. Bir sonraki yazımda bunların yollarını ve dikkat etmeniz gerekenleri göstereceğim.

Bu yazıyı sevdiyseniz RSS kaynağına üye olmayı unutmayın. Böylece en güncel blog konularından anında haberiniz olur.!

SEO Nedir?

İngilizce açılımıyla Search Engine Optimization (SEO) yani Türkçesiyle Arama Motoru Optimizasyonu belli bir web sitesi ya da blogun Google, Yahoo, Bing gibi arama motoru sonuçlarında belli kelimelere göre yapılan aramalarda hızlı, doğru şekilde ve yukarı sayfalarda gösterilme şansını arttırmaya yönelik metodlardır. Bu konu oldukça geniş olmakla beraber temelde iki tür SEO bulunur. Off-site ve On-site olmak üzere. On-site SEO kendi blogunuz üzerinde yapacağınız değişiklikleri kapsar ve uygulaması çok kolaydır. Off-size SEO ise diğer web sitelerinde sizin blogunuzu arama motorları nezdinde daha değerli hale getirecek metodları kapsar ve uygulaması daha fazla zaman ve efor ister.

Bir sonraki yazımda SEO tekniklerini detaylı olarak anlatacağım. Bundan önce bilmeniz gereken iki önemli konu daha var. Eğer arama motorlarında üst sıralarda çıkmak istiyorsanız SEO, Google PageRank ve Nofollow terimlerinin ne olduğunu çok iyi bilmelisiniz.

Google PageRank nedir? Neden çok önemlidir?

Google’ın bir sitedeki her bir sayfa için o sayfaların ne kadar önemli olduğunu gösteren, belli kriterlere göre verdiği puandır. Bu puan ne kadar yüksek olursa arama motorlarında uygun kelimeler için yukarı sıralara çıkar ve o sayfaya konulan linkler de değerli kabul edilir, böylece doğal olarak reklamverenlerin de ilgisini çeker. Bu puan 0 ile 10 arasında değişmektedir ve Google tarafından yaklaşık 3 ayda bir güncellenmektedir. Yeni sitelerin ilk aylarda herhangi bir puanı olmamakta sonraki aylarda almaktadırlar.

Google bir sayfaya diğer sitelerden ne kadar çok ve kaliteli link verilmişse o sayfanın o kadar değerli olduğunu düşünür. Diyelim ki iPhone ile ilgili kimsenin pek bilmediği yararlı bir müzik programı buldunuz ve bunun detaylı, resimli tanıtımını ilk sitenizde siz yayınladınız. Blogunuza gelen pek çok kişinin de aynı zamanda kendi blogları, siteleri olacaktır. Bu kişiler de bu konuyu ilginç bulup kendi bloglarında haber yapabilirler ve sizin bu sayfanızı kaynak gösterebilirler. Diyelim ki pek çok kişi linke iPhone Müzik Programı yazarak veya yakın kelimeler ile blogunuza link verdiler. Blogunuza veya blogunuzdaki sayfalara bu şekilde gelen her linke backlink denir ve arama motorlarında ilgili kelimeler için yukarı çıkmanıza yardımcı olur.

Hemen şu soru akla gelebilir doğal olarak. O zaman biz de hangi sayfamızı ön plana çıkarmak istiyorsak bu sayfaya link veren yüzlerce hatta binlerce ufak site açabiliriz. Maalesef, Google’ı kandırmaya yönelik bu plan suya düşecektir çünkü gelen link sayısı kadar kalitesi de önemlidir. Açacağınız bu site veya bloglar içerik yokluğundan ve Page Rankleri olmadığı için değersiz link çiftlikleri gibi gözükecek bu da Google indexlerden tamamen atılmanıza kadar varan sonuçlar doğurabilecektir. O zaman bir sonraki sorunuz şu olabilir. Biz de o zaman Page Rank’i yüksek bloglardan yüzlerce link satın alabiliriz. Yalnız değilsiniz, sizin gibi düşünen binlerce kişi var ve bu metodu iyi veya kötü uygulamaya çalışıyorlar ama oldukça da tehlikeli sularda yüzüyorlar. İşte, Google’ın savaş verdiği en önemli konulardan birisi ve yerleştirmeye çalıştıkları çözüm. Hemen bir örnekle açıklayayım.

Diyelim ki iPhone konulu blogumuz çok kaliteli ve Page Rank’i 4 gibi yüksek bir değere ulaştı. Size ansizin spor bahis sitelerinden blogunuza Sport betting benzeri bir link koymanız teklifi gelebilir. Bu durumda Google şunu belirtmekte. iPhone sitesiyle Sport betting arasında ne alaka var? Eğer keşfedilirse, Google bu durumda sizin blogunuzun Page Rank’ini sıfırlayıp bütün emeklerinizi harcayabilir. Ayrıca bu şekilde link satın alan siteleri de cezalandırabilir. Google link satışına karşı değil, istedikleri kendi arama motoru sonuçlarının doğal olmayan yöntemlerle etkilenmemesi. Bunun için de kendi kurallarını uygulamanızı istiyor. Şöyle bir yöntem bulmuşlar. Reklam olarak verdiğiniz linke nofollow isminde bir etiket yerleştirmenizi, böylece bizim link değerimizin bu siteye geçmeyeceğini belirtiyorlar. Ama tabiki bu linke nofollow uygularsanız bu sefer de Page Rank değeriniz bu spor sitesine güç vermeyeği için onlara reklam satmanız hemen hemen imkansız olacak. Uzun vadede page rank’i link alıp satarak arttırmaya yönelik yöntemler kesinlikle işe yaramaz.

Bir linkin nofollow yapilmasi :

Bunun icin biraz HTML bilmeniz gerekiyor. Wordpress’te gorsel editorde yazdiginiz bir yazini HTML tabina tiklayarak kodlarini gorebilirsiniz.

<a href=”http://orneksitemiz.com”  rel=”nofollow”>Ornek Site</a>

Page rank’i arttırmaya yönelik en etkin ve tehlikesiz yöntemleri sonraki yazılarımdan birinde detaylı anlatacağım. Bundan önce önemli bir konuyu daha açıklığa kavuşturmamız gerekiyor.

Bir sayfanın değerini belirten diğer bir kriter de dışarıya verdiği değerli link sayısıdır. Yani nofollow yazılmamış linkler. Gelen link sayısı giden link sayısından ne kadar fazla ise sayfanızın değeri o kadar artacaktır. Bu durumda sayfanızın değerini azaltmamak için link verdiğiniz yerlere de dikkat etmelisiniz. Mümkünse bu tür linkleri nofollow yapmalısınız. iPhone blogunuz için başka kaliteli yüksek Page Rank’li bir iPhone bloguna link vermeniz ise az da olsa yararlı olabilir.

En Etkili Page Rank yükseltme metodları

•    En etkili yöntem bu konuya fazla konsantre olmadan; kaliteli, kullanıcıya değer katan, onun sorularını cevaplayan uzun yazılar yayınlamaktır. Zaman içinde doğal olarak yazdığınız yazı farkedilecek ve linkler diğer bloglardan akmaya başlayacaktır.

•    Dofollow bloglarını bulmak ve bu bloglarda konuyla ilgili tartışmalara, içeriğe değer katıcı yorumlar yapmak. DoFollow nofollow’un tam tersidir. Yani dofollow olan sitelerde yaptığınız yorumlarda nofollow etiketi olmaz ve sonuçta arama motorları için bu sayfalardan size gelen linkler değerli kabul edilir. Bu tür blogları bulmak için birkaç adet program ve firefox addon var. Bu konuya da tekrar değineceğim.

•    Diğer kaliteli ve sizin blogunuzla aynı veya benzer konudaki bloglarla link değiş tokuşu yapmak. Bunlara da reciprocal link (karsilikli link alisverisi) denir. Kaliteli yüksek PR’lı siteler arasinda yapilan link değişimleri yararlidir.

Bu yazıyı konuya sadece bir giriş olarak kabul edebilirsiniz. Belirttiğim gibi bir sonraki yazımda en etkili olmazsa olmaz SEO tekniklerini anlatacağım. Daha sonraki yazıda da DoFollow linklerini nasıl bulabileceğinizi belirteceğim.

Bu yazıyı sevdiyseniz RSS kaynağına üye olmayı unutmayın. Böylece en güncel blog konularından anında haberiniz olur.!

Kendi sitelerimden gerçek para kazanma oranlarını örnek olarak vermeden önce direk olarak şunu belirteceğim. Eğer en az orta düzey İngilizce bilginiz varsa, kesinlikle blog dili seçiminiz İngilizce olmalıdır. Blogunuzun nerede host edildiğine de bağlı olarak (wordpress ya da bedava blogger) 2 senede açtığım bloglardan edindiğim tecrübelere göre, İngilizce aynı içeriğe sahip bir blog eşleniği Türkçe bir bloga göre 20 kata kadar çıkabilen oranlarda fazla gelir getirebiliyor. Hemen spesifik karşılaştırmalı bir örnek vereyim.

İngilizce blog örneği :

Apple iPhone Games

2007 Temmuz’dan 2009 Nisan ayına kadar olan trafiği göstermektedir

Henüz iPhone bile daha piyasaya çıkmadan açmış olduğum bu blog 7 ay sonra inanılmaz bir gelişme gösterdi.

Şu anda da aylık 200$ civarı bir parayı sadece ayda bir iki yazı yazarak getiriyor. Sebebi ise basit. 39,000 web sayfasından sıyrılarak bu blogum açıldığından beri sonuçlarda Apple iPhone games kelimesi için 1. sırada ve blog aylık ortalama 8,000 sayfa gösterimi alıyor. %95 trafik de Google’dan geliyor.

Bu kelime için aylık 1000 civarı Google araması var. Bu kelime için hemen hemen bütün trafiği almakla beraber ayrıca onlarca yan kelimelerden de bloguma trafik geliyor.

Türkçe blog örneği :

Popcu Ozan

Öncelikle belirteyim ki bu blogu Google Adwords’te bu kelimeler için çok fazla trafik geleceğini düşünerek tamamen çıkar amaçlı kurdum. Yoksa bu popçunun hayranı felan değilim, metal  ve progressive rock seviyorum. Evet utanç verici biliyorum :)

Öncelikle trafik oranlarına bakalım.

2008 Mart ile 2009 Mayıs arasındaki oranları göstermektedir.

“Ozan Arkadaş” ve diğer yan kelimeler için aylık ortalama 15000 Google araması yapılmakta Benim site bu kelime için toplam 30,000 rakip sayfa arasında bir ara 1. sıraya yükseldiği için de aylık 30000 hiti bile görmüştü.

Buranın 15 ay için toplam hiti 150,000 civarında.

iPhone blogum ise 23 ayda toplam 120,000 hit almış.

Şimdi gelelim asıl meseleye. Kazanılan paraya:

iPhone blogundan iki senede toplamda 2,000$ civarı para kazanırken bu daha popüler site için 1,5 senede kazandığım toplam para 160$ civarında.

Bunun sebebi Ozan isimli pop şarkıcıyla ilgili reklamverenlerin olmaması ve reklam tıklama başına çok komik rakamlar verilmesidir. Bu durumda SMS ile şarkı indirmek gibi başka bir yöntemin de desteğini alarak bu rakamlara ulaşabildim.

Aşağıdaki tablo eminim size güzel bir fikir verecektir.

Yaklaşık 1000 gösterim başında 16 kat gibi bir rakam çıkıyor ki bu oldukça doğal. Ozan isimli popçuya yönelik alınabilecek en doğru domain ismini almış olsam bile bu sonucu çok fazla etkilemedi. Sonuçta senelik olarak Ozan sitesi 160 $ gibi ortalama bir gelir bırakırken iPhone Games tek başına 2,000  $ getirdi. iPhone Games sitesinin en büyük gelir kaynağını da siteye koyduğum iPhone kılıf reklamlarına tıklanarak yapılan satışlardan aldığım komisyonlar.

Yeni bir blog açarken bazen aldığınız trafik önemsiz kalabilir. Önemli olan bu bloga uygun yeterli sayıda yüksek seviye ödeme yapan kaliteli reklamveren bulabilmenizdir. Bu Google Adsense dahil tüm reklam networkleri için geçerlidir.

Şimdi dil biliyorsanız İngilizce Blog mu Türkçe Blog mu açmayı düşünürdünüz?

Bu yazıyı sevdiyseniz RSS kaynağına üye olmayı unutmayın. Böylece en güncel blog konularından anında haberiniz olur.!

Uzun yıllar programcılık, veritabanı yöneticiliği ve özellikle web sitesi geliştirme konularında farklı firmalarda çalıştıktan sonra ilk blogumu 2007 Ağustos ayında bu kadar insan konuştuğuna göre vardır bir keramet diyerek açtım. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Şu anda 70′e yakın irili ufaklı gelir getiren blog ve sosyal network sitelerim var ve pek tabii ki blogların geleceği konusu beni oldukça yakından ilgilendiriyor.

Özellikle 2008 yılı sonlarında medyada bloglar ölüyor, blogging bitmiştir tarzı haberler oldukça yayılmaya başlamıştı. 2009 yılında da aynı tarz haberleri duyuyoruz. Peki bu haberler ne kadar doğru?

Bir önceki yazımda açılan her 100 blogdan 95′i belli bir zaman sonra terk ediliyor şeklinde bir istatistiki çalışma sonucunu vermiştim. Acaba blogların geleceği bu kadar kötü mü yoksa tahmin edilebilir bilimsel bir trendi mi takip ediyor?

Bence bloglar İngilizce Hype Cycle (En yakın olarak Aldatıcı Çevrim şeklinde Türkçeleştirebileceğim) dediğimiz yeni geliştirilen bir teknolojiye bağlı ürünlerin yaşam sürecine göre işliyor.

Aşağıdaki grafikte görebileceğiniz gibi yeni bir teknoloji geldiğinde önce insanlar ve tabiki medya ona büyük umutlarla sarılıyorlar sonra da belli bir zaman sonra da hayal kırıklığına uğrayarak bırakıyorlar. Medya da bu hayal kırıklığını destekleyici yayınlara başlıyor ve bir süre sonra da bu teknolojiye hiç önem vermemeye hatta haber bile yapmamaya başlıyorlar. Aslında bu yanıltıcı bir durum. Çünkü daha sonra ayakta kalan ürünler yeniden devinim kazanarak ilerlemeye devam ediyorlar.

Bu açıdan bakarsak blog teknolojisi dünyada şu an HayalKırıklıkları bölgesinde gözükmekle beraber bu yanıltıcı bir durum. Yani doğru şekilde evrim geçiren bloglar 2010 yılında da var olmaya devam edecekler :

  1. Bloglar ayakta kalabilmek için ziyaretçi bilgilerini daha iyi analiz etmek zorunda kalacaklar. Bu da beraberinde her blogun kendi email listelerini, pazarlama listelerini kurmasını zorunlu kılacak.
  2. Bloglar ne kadar spesifik ve dar bir konuda yayın yaparsa o kadar ön plana çıkacak. Bu açıdan 2010 yılı micro nicheler için hala verimli olacak. Özellikle Internet üzerinden satış ortaklığı hala iyi bir gelir kapısı olmaya devam edecek.
  3. Bloglar aynı zamanda kendi micro sosyal networklerini kurmaya zorlanacak. Pek çok amatör blogcu teknik olarak programcı kökenli ya da bu programları özelleştirebilecek parasal kaynağa sahip olmadığı için etkinliğini yitirecek. Wordpress için bu tarz sosyal network widget’lari yazilacak.
  4. Türkiye’de blog konusu henüz tavan noktasına ulaşmadığı için bir önceki evreyi yaşayacak. Özellikle Bloglarla Para Kazanmak ve Internet Pazarlama konularında İngilizce yayın yapan başarılı örnekleri yerelleştirmeye çalışan bloglar arasında kıyasıya bir rekabet oluşacak.
  5. Bloglar kanallarını genişletip seminerler, online dersler gibi konulara da yönelmek zorunda kalacaklar. Video ile blog reklamı yapmak daha da popülerleşecek.

Bu yazıyı sevdiyseniz RSS kaynağına üye olmayı unutmayın. Böylece en güncel blog konularından anında haberiniz olur.!

Birçok insan blog yazmaya büyük umutlarla başlıyorlar. Bunların en başında da sabah 9 akşam 6 olağan işlerini bırakmak ve kolayca evde para kazanmak geliyor. Başlamak kolay ama gerisini getirip başarıya ulaşmak?.. İşte en önemli nokta bu. Önce istatiki bir bilgi vereyim.

Technorati (Dünyanın en büyük blog arama ve takip sistemi) tarafından 2008 yılında açıklanan istatistiklere göre bünyesindeki 133 milyon civarındaki blogdan son 120 günde sadece 7 milyonu güncellenmiş. Bu demektir ki blogların %95′i terkedilmiş durumda. Önümüzdeki yıllar içinde bu oran pek değişmeyecektir. Peki büyük umut ve hırslarla başlanan blog serüveninde bunları çöpe gönderen nedenler nelerdir? Kısaca listemize bir göz atalım.

  1. Hemen kısa yoldan başarıya ulaşma yanılgısı : Bloglar da aynı dergiler gibidir. Ziyaretçileri düzenli okuyuculara dönüştürebilmek emek ve zaman ister. Blog yazarak kısa sürede zengin olmak sadece yalandır. Size bloglar ile bir kaç ayda zenginlik sözü veren insanlara inanmayın.
  2. Farklı bir içerik ortaya koyamamak : Aynı konu üzerinde açılmış 10,000. blogun kimseye bir faydası olmaz. Blog konusu seçmek de kişisel özelliklere ve istatistiksel verilere dayalı belki de başarının en önemli anahtar konusudur. Adım adım blog konusu seçme  aşamalarını ayrıntılı olarak ilerideki yazılarımdan birinde anlatacağım
  3. Düzenli yazmamak ve kaliteyi düşürmek :Hergün yazılan bir yazı, ayda iki gün 10 tane yazıyı aynı anda yazmaktan daha iyidir. Eğer ki bir blog yazma ve içerik planınız yoksa blogunuz gelişemez. Sebebi de basittir. Düzenli güncellenmeyen blogu okuyucular terkederler. Blog yazmak profesyonel bir iştir. Blog yazılarınız da sizin profesyonelliğinizi yansıtır. Kısa değersiz yazıların kimseye bir faydası yoktur.
  4. Motivasyon kaybı :Yeni bir gün daha başlıyor ve blogunuza yazı yazmak içinizden gelmiyor, çünkü sitenize çok az kişi uğruyor ve hiç para kazanamıyorsunuz. Kendi emeklerinizin boşa harcanmış olduğunu hissediyorsunuz. Veee, bingo yazınızı erteliyorsunuz yarına. Yüksek motivasyon bloglarla para kazanmak konusunda şarttır. Bloglama ve motivasyon konusunu ayrıntılı ele alacağım.
  5. Kullanıcı yorumlarına cevap vermemek : Bu konu sanırım çok açık. Hiç kimse önemsenilmediği yerde durmaz. Bir ziyaretçinin önemli bir yorumuna cevap vererek veya onun sorduğu soruyu cevaplayarak okuyucunuz (ve belki de daha sonra müşteriniz) haline getirebilirsiniz.
  6. Gramer hatalarıyla dolu özensiz yazılar : Türkçe veya İngilizce blog farketmez, dil bilgisi seviyeniz size duyulan saygı ve güveni etkiler. Kimse dil bilgisi kurallarından habersiz bir kişinin söylediklerini fazla ciddiye almayacaktır.
  7. Blogunuzu kişisel marka haline getirememek, yazılara kendinizden birşey katmamak : Yazdığınız yazılara kendinizden de birşeyler eklemelisiniz. Mesela iPhone ile ilgili bir blogunuz varsa, iPhone 3G S satışa çıktı tarzında sadece haber niteliği taşıyan yazılar yerine, iPhone 3G ile iPhone 3G S arasındaki farkları eleştirisel olarak anlatan, kullanıcılara somut bilgi veren özenle yazılmış bir yazı sizin farkınızı ortaya koyacaktır.
  8. Kalitesiz blog teması ve dizaynı kullanmak :Öyle blog dizaynları görüyorum ki bende hemen kusma ve oradan kaçıp kurtulma isteği uyandırıyorlar. Yazıya bile bakmadan kapatıyorum ve inanın ki benim gibi yapan milyonlarca kişi daha var.
  9. Yazdığınız konuda bilgi sahibi olmamak :
    Eğer ki GPS teknolojileri üzerine bir blog açmaya karar verdiyseniz, bu konuda yeterli bilgiye sahip olduğunuzdan ve teknolojik gelişmeleri takip ederek anlayabildiğinizden emin olun.
  10. Blogunuza farklı kanallardan trafik sağlayamamak : Diyelim ki sitenize sadece Google arama motorundan ziyaretçiler geliyor. Bu böyle bir süre devam edebilir. Ama bir gün Google sizi arama motoru sonuç sayfalarında arka sayfalara gönderirse, trafiğiniz tamamen bitecek demektir. O yüzden riski yayın, bulabildiğiniz tüm kanallardan trafik sağlayın. Bu konudaki yazılarımı Bloglara Trafik Sağlamak kategorisinde yayınlayacağım
  11. Bir blogu geliştirip olgunlaştırmadan yeni bloglar açmak : Bu da fazla hırs veya yapabileceğinizden fazlasını istemek sonucu çıkabileceği gibi, bilginizin farklı konularda da yeterli olması sonucu da olabilir. Bir blogu gerek gelir gerekse de düzenli şanstan arınmış bir seviyeye getirmeden yeni blog serüvenlerine girmek konsantrasyonunuzu bozar ve eforlarınızı böldüğünüz için başarınızı vasata çekme tehlikesi vardır. Bir blogu iyice oturttuktan sonra sadece bir yazı ile daha sonra yeni blogunuza trafik alabilirsiniz. Bunu daha sonra benim yaptığım gibi zincir haline de getirebilirsiniz.
  12. Çok az veya çok fazla reklam almak :
    Çok fazla reklam koyarsanız, okuyucularınızı kaçırabilirsiniz ama çok az reklam da size gelir getirmeyebilir. Önemli olan reklamları içerikle iyi kaynaştırabilmek ve Google’ın da hep belirttiği gibi kullanıcıların site içeriğinden memnun olmalarını sağlamaktır. Bunu arttırdıkça reklam dozajını da arttırabilirsiniz çünkü okuyucular sizin bloga bağlandıkça ve tanıdıkça bunu daha çok tolere edeceklerdir.
  13. Sosyalleşmemek, gölge adam olmak : Eğer ki perdeler arkasında kalmak ve kendinizi biraz da olsa meşhur etmeden tanınmadan başarı sağlamaya çalışıyorsanız bu yeni Internet dünyasında hemen hemen imkansız gibidir. Okuyucularınız sizi tanımak sizinle iletişim halinde olmak isteyeceklerdir. Kendinizi saklamayın. En hoşunuza giden fotografınızı çekin ve hemen blogunuza sosyal network bilgilerinizle beraber ekleyin.

Bu liste üzerinde düşünmeye değer. Eminim ki bunlardan yeterince uygulamadıklarınız vardır.

Bu yazıyı sevdiyseniz RSS kaynağına üye olmayı unutmayın. Böylece en güncel blog konularından anında haberiniz olur.!

TwitterCounter for @muratos
Hakkımda
İsmim Murat Yılmaz. Aldığım diplomada Marmara Üniversitesi mezunu Bilgisayar Mühendisi yazıyor ama benim daha başka planlarım var. Son iki yıldır hayatımı İngilizce ve Rusça dillerde yayın yapan Muratos ismini verdiğim kendi blog ve internet pazarlama networkümü idare ederek ve geliştirerek kazanıyorum. 6 yıldır Moskova’da yaşıyorum. Devamını oku
Sponsorlar